Güvenli Geleceğin Yolu İklime Uyum Sağlamaktan Geçiyor

Bir yandan emisyonları azaltırken, iklim değişikliğinin halihazırdaki ve gelecekteki etkilerinden korunmak adına iklim değişikliğine uyum çalışmaları da hızlandırılmalı. Güvenli ve sürdürülebilir geleceğin yolu buradan geçiyor.

Dünyamız eşi benzeri olmayan bir tehditle karşı karşıya. Geçtiğimiz 10 yılda Türkiye, Ankara büyüklüğünde ormanlık alanı yangınlar nedeniyle kaybetti. Her yıl hem dünyada hem de Türkiye’de yeni sıcaklık rekorları kırılıyor. Diğer bir yandan sıcak hava dalgaları nefes almayı dahi zorlaştırıyor. Kuraklık ekinleri mahvediyor, verim düşüyor. Barajlardaki su seviyesi gittikçe azalıyor. Tüm bunların arkasında ise iklim değişikliği, yani insanlığın izi var. 

İnsanlık Petrol, gaz ve kömür yakarak iklimin dengesinin bozulmasına neden oldu. 2024’te küresel sıcaklık artışı ilk kez sanayi öncesi döneme göre 1,5 derece eşiğini aştı. Bu, Paris Anlaşması’nda kabul edilen bahsi geçen hedefin kaçırıldığı anlamına gelmiyor. 1,5 hedefi, on yıllar bazında uzun vadeli bir sıcaklık artışını ifade ediyor. Ancak çok önemli bir hatırlatma yapıyor: İnsanlık iklim değişikliğine uyum göstermeli. Çünkü emisyonlar azaltılsa dahi iklim değişikliğinin önümüzdeki yıllarda etkilerinin devam edeceği bilimsel bir gerçeklik.

Peki iklim değişikliğine uyum ne demek? Kısaca, iklim değişikliğinin olumsuz etkilerini azaltmak ve ekolojik, sosyal ve ekonomik sistemlerde iklim kaynaklı şoklara ve streslere karşı dayanıklılık oluşturmak için harekete geçmek anlamına geliyor. Bu kapsamdaki eylemler, iklim etkilerini daha iyi yönetmek hedefiyle, deniz seviyesindeki artış kaynaklı taşkınları önlemek adına bariyerler inşa etmekten, fırtınalar için erken uyarı sistemleri kurmaya, kuraklığa dayanıklı ürünler yetiştirmekten, iletişim sistemlerini ve hükümet politikalarını yeniden tasarlamaya kadar uzanıyor. 

Fakat burada can alıcı bir nokta var: Uyuma dair eylemler, bir topluluğun, ülkenin veya bölgenin kendi şartlarına ve ihtiyaçlarına göre biçim alıyor. Herkese uyan tek bir çözüm bulunmuyor. İhtiyaç neyse, çözüm o yönde geliştiriliyor. Uyum tüm bu yönleriyle, insanları, geçim kaynaklarını ve ekosistemleri korumak için iklim değişikliğine karşı uzun vadeli küresel yanıtın kritik bir ayağını oluşturuyor. 

Dünya nüfusunun neredeyse yarısının iklim değişikliğinin olumsuz etkileri karşısında oldukça kırılgan ve savunmasız olduğu çalışmalar tarafından ortaya konuluyor. Milyarlarca insanı, geçim kaynaklarını ve ekosistemi korumak adına çalışmaların hızlanması gerekiyor. Bu noktada iş dönüp dolaşıp finansmana geliyor. Birleşmiş Milletler her sene bu alandaki ihtiyacın ne olduğunu hesaplayan bir rapor yayımlıyor. Bu çalışmaların en sonuncusu ise gelişmekte olan ülkelerin uyum finansmanı ihtiyacının 2035 yılına kadar yılda 310 milyar doları aşacağı öngörülüyor. Zengin ülkeler ise, 2021 yılında gelişmekte olan ülkelere yönelik yıllık kamu uyum finansmanını 2025 yılına kadar yaklaşık 40 milyar dolara çıkarma sözü vermişti. Bunun yerine, bu rapordaki son rakamlara göre, finansman 2022’de 28 milyar dolardan 2023’te 26 milyar dolara düştü. 2024 ve 2025 yılına ait veriler ise henüz mevcut değil. Çalışmada, özel sektörün uyum önlemlerine yönelik yatırım potansiyelinin, şu anda yaklaşık 5 milyar dolar olan yıllık seviyesine kıyasla 50 milyar dolar olarak tahmin edildiği de belirtiliyor. Brezilya’da geçtiğimiz yıl düzenlenen COP30’da ise ülkeler uyum finansmanın 2035’e kadar üç katına çıkarılması konusunda anlaşmaya vardı.

Uyum Planlarını Hayata Geçirme Vakti Geldi

2021’de önce Paris Anlaşması’nı onaylayan, hemen ardından ise 2053 net sıfır emisyon hedefini duyuran Türkiye uyum eylem çalışmalarını hızlandırdı. Bu doğrultuda 2024-2030 yıllarını kapsayan İklim Değişikliği Uyum Stratejisi ve Eylem Planı yayımlandı. Planda gelecek dönemde iklim değişikliğine dair öngörülen riskler her bir sektör özelinde analiz edildi. Tarımdan su kaynakları yönetimine, turizm ve kültürel mirastan sanayi ve sosyal kalkınmaya kadar çeşitli konulara yönelik toplamda 40 strateji ve 129 eylem belirlendi. 

Yine 2025 Temmuz ayında TBMM’de yasalaşan İklim Kanunu’nda da iklim uyum eylemine dair maddeler yer alıyor. Gıda güvencesini ve herkesin yeterli gıdaya erişmesini sağlamak için doğal kaynakları, ekosistemleri ve biyolojik çeşitliliği koruyacak doğa temelli çözümler ile iklim değişikliğine dirençli uygulamaların yaygınlaştırılması planlanıyor. Uyum eylem planını destekleyerek aşırı hava olaylarının neden olabileceği kayıp ve zararı azaltmak adına buradaki risklerin takibinin yapılması ve erken uyarı sistemlerinin kurulması planlanıyor. Benzer şekilde su kaynaklarının da etkin bir şekilde yönetilmesi hedefler arasında yer alıyor. 

Merkezi hükümet düzeyindeki çalışmalara yerel yönetimlerin eylem planları eşlik ediyor.  Türkiye’de İklim Değişikliğine Uyum Eyleminin Güçlendirilmesi Projesi çerçevesinde belirlenen dört pilot il için Yerel İklim Değişikliğine Uyum Stratejileri ve Eylem Planları ortaya kondu. Muğla, Konya, Samsun ve Sakarya illerini kapsayan planlar 11 farklı sektörü içeriyor. Önümüzdeki dönemde tüm şehirler için planların hazırlanması amaçlanıyor.

Bir yandan emisyonları azaltırken, iklim değişikliğinin halihazırdaki ve gelecekteki etkilerinden korunmak adına iklim değişikliğine uyum çalışmaları da hızlandırılmalı. Güvenli ve sürdürülebilir geleceğin yolu buradan geçiyor.

Paylaş:

İlginizi Çekebilir

Bu sayaç Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın tarafından aylık olarak yayımlanan enerji ithalat maliyeti verilerine dayanarak hazırlandı. Burada paylaşılan maliyetin çok büyük bir bölümü kömür, gaz ve petrol ithalatından kaynaklanmaktadır. TCMB verileri yaklaşık 2 ay geriden paylaşıldığı için son 2 aylık veriler geçmiş profilden yararlanarak tahmin edilmiştir. TCMB yeni verileri açıklandıkça sayaç güncellenecektir.