Dünya 1.5 derece eşiğine hızla yakınlaşırken, zirveden çıkacak sonuçlar sıcaklık artışını sınırlamak adına kritik önem taşıyor. COP31 Başkanı Murat Kurum tarafından da ifade edildiği gibi zirvede niyet beyanlarından çok uygulamanın öne çıkması hedefleniyor.
COP30’da kabul edilen Global Implementation Accelerator da (Küresel Uygulama Hızlandırıcısı) karşı karşıya olduğumuz krize karşı somut adımların atılmasını teşvik etmek amacıyla kurulmuştu. Ülkelerin Ulusal Katkı Beyanlarını (NDC) uygulamasını kolaylaştırmak için teknik destek, kapasite geliştirme, finansman akışı ve iyi uygulama paylaşımı gibi alanlarda işleyecek mekanizma uygulama açığını ortaya koymayı hedefliyor. Bu kapsamda COP31’e kadar bir ilerleme raporu hazırlanacak ve Türkiye Başkanlığı’na sunulacak. COP30’dan devralınan bir başka görev ise Belem Eylem Mekanizması’nın (BAM) nasıl işleyeceği sorusuna cevap vermek olacak. BAM, iklim değişikliğiyle mücadelede insanları ve eşitliği merkeze koyan bir adil bir geçiş mekanizması. Girişim uluslararası işbirliğini, teknik yardımı, kapasite geliştirmeyi, bilgi paylaşımını artırmayı ve eşitlikçi, kapsayıcı ve adil bir geçişi mümkün kılmayı hedefliyor.
Fosil yakıtlardan uzaklaşmaya dair yol haritası ise Türkiye başkanlığını bekleyen en kritik konular arasında yer alıyor. COP30’da 90’dan fazla ülkenin talebine rağmen petrol devletleri ülkeleri böyle bir yol haritasının oluşturulmasına karşı çıktı. COP30 Başkanlığı ise fikri “gönüllü olarak” geliştirmeyi taahhüt etti ve COP31’e kadar olan süre zarfında hükümetler, sanayi ve sivil toplumun katılımıyla üst düzey diyaloglar gerçekleştirme kararı aldı. Kolombiya ve Hollanda önümüzdeki Nisan ayında konu üzerine ortaklaşa bir konferans düzenleyecek. Süreç tamamlandığında Türkiye Başkanlığına bir rapor sunulacak.
İklim finansmanı da bir başka alan. Gelişmiş ülkelerin gelişmekte olan ülkelere taahhüt ettiği yıllık 300 milyar dolar, gelişmekte olan ülkelerce oldukça eleştirilmiş, ihtiyacın 1,3 trilyon dolar seviyesinde olduğu aktarılmıştı. Aradaki farkın nasıl kapatılacağına dair müzakerelerin COP31’de sürmesi bekleniyor. Benzer şekilde COP27’de kabul edilen “Kayıp ve Zarar” fonuna daha fazla finansman talebi yine gündeme gelecek. Ve pek tabii, daha iddialı emisyon azaltım hedeflerinin gerekliliği hemen hemen her müzakere odasında güçlü sesle dile getirilecek.
Kısacası başkanlığını ve ev sahipliğini üstleneceği zirvede Türkiye’ye büyük sorumluluklar düşecek. Türkiye’nin izleyeceği yol, müzakerelerin ilerlemesi ve kendi politikalarını güçlendirmesi açısından kritik olacak.