Enerjide Yüzümüzü Güneşe Dönmemin Zamanı!

Güneş gibi temiz, yerli ve sonsuz bir enerji kaynağı daha fazla kullanılırsa ve hatta elektriğin tamamı yenilenebilir enerjiden üretilirse hem milyarlarca dolar tasarruf sağlanmış olur, hem de emisyona neden olmayan bu kaynaklar ile iklim değişikliği durdurulabilir.

Temiz ve yeşil bir enerji kaynağı olarak nitelendirilen güneş enerjisi, enerji üretimi sırasında sera gazı emisyonuna neden olmayarak hem iklim değişikliği ile mücadelesine katkı veriyor hem de temiz bir şekilde enerji üretilmesini sağlıyor. İklim değişikliğine neden olan kömür, gaz ve petrol gibi fosil yakıtların aksine sonsuz ve yerli bir kaynak olan güneş enerjisi, enerji ithalatına bağımlılığı azaltarak ülke ekonomisine de güç katıyor. Bu denli yarar sağlayan bir kaynak aynı zamanda oldukça ucuz bir şekilde elektrik üretmemize de yarıyor. Güneş panellerinin maliyeti son on yılda önemli ölçüde düşerken; bu da onu yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda en ucuz elektrik enerjisi biçimi haline getirdi. 2010’dan bu yana toplam kurulu maliyetler güneş PV için %87 düştü. Batarya depolama maliyetleri ise %93 geriledi. Ayrıca bu enerji türleri için inşaat süreleri de kısaldı. Projeler genellikle izinlerin ve şebeke bağlantılarının alınmasının ardından iki yıl içinde tamamlanıyor. Bu süre, çoğu piyasada yeni doğal gaz santrali alternatiflerinden çok daha kısa. 

Depolama sistemleriyle desteklenen güneş enerjisinin “kesintisiz seviyelendirilmiş elektrik maliyeti”, yüksek kaliteli kaynak bölgelerinde megavat-saat başına 54 ila 82 ABD doları arasında değişiyor. Bu miktar, Çin’de yeni kömür santralleri için MWh başına 70–85 dolar ve dünya genelinde yeni doğalgaz santralleri için 100 doların üzerindeki maliyetlerle karşılaştırılıyor. Güneş enerjisi tüm bu avantajlarıyla beraber rekor üzerine rekor kırıyor. Küresel çapta 2025’te devreye giren güneş ve rüzgar enerjisi kapasitesi önceki yıla göre %17 artış göstererek 814 GW’a yükselmiş durumda. Güneş enerjisi 647 gigavatla geçen yıl devreye giren kapasitenin büyük kısmını oluştururken, 2024’teki 582 gigavatlık kapasite artışına göre %11 büyüdü. Güneş enerjisinde toplam kurulu güç 2025 sonu itibarıyla 2.900 GW’a çıktı. Peki nasıl bir teknolojiden söz ediyoruz? 

Güneş enerjisi teknolojileri, güneş ışığını fotovoltaik (PV) paneller veya güneş radyasyonunu yoğunlaştıran aynalar aracılığıyla elektrik enerjisine dönüştürüyor. Bu enerji elektrik üretmek için kullanılabileceği gibi pillerde veya termal olarak da depolanabiliyor. Güneş radyasyonu ise kısacası güneşin yaydığı ışık. Elektromanyetik radyasyon olarak da biliniyor. Tahmin edileceği üzere, dünya üzerindeki her yer bir miktar güneş ışığı alıyor ancak herhangi bir noktaya ulaşan güneş radyasyonu miktarı değişiyor. Güneş enerjisi teknolojileri bu radyasyonu yakalayıp faydalı enerji biçimlerine dönüştürüyor.

Güneş enerjisi teknolojilerinin iki ana türü bulunuyor: Fotovoltaik (PV) ve yoğunlaştırmalı güneş enerjisi (CSP).

Fotovoltaik güneş panelleri sayesinde güneşten elektrik elde etme yöntemi olarak tanımlanabilir. Güneş, bir panele vurduğunda, güneş ışığından gelen enerji paneldeki PV hücreleri tarafından emiliyor ve güneş enerjisi doğrudan elektrik enerjisine çevriliyor. 

CSP sistemleri ise, güneş enerjisini toplayan ve ısıya dönüştüren alıcılara güneş ışığını yansıtmak ve yoğunlaştırmak için aynalar kullanıyor. Bu ısı elektrik üretmek için kullanılabilir veya daha sonra değerlendirilmek üzere depolanabilir. CSP’ler esas olarak çok büyük enerji santrallerinde kullanılıyor. 

Tüm dünya fosil yakıtlardan çıkarak temiz enerji kaynaklarına yöneliyor. Küresel sıcaklık rekorlarının art arda kırıldığı bir dünyada bu artık bir seçenekten ziyade zorunluluk. Türkiye de bu alanda yavaş da olsa yola koyulmuş durumda.

Türkiye’nin Güneş Enerjisi Potansiyeli 

Küresel rakamlara benzer şekilde, Türkiye’nin güneş enerjisi kapasitesi de üst üste yeni rekorlar kırıyor. Güneşten elektrik üretimi de son iki yılda iki katına çıkmış durumda. 2025 yılı itibarıyla Türkiye’de rüzgar ve güneşin elektrik üretimindeki payı ise %22’ye yükseldi. Türkiye aynı zamanda güneş enerjisi üretiminde dünyanın en büyük yedinci artışını da gerçekleştirdi.

Türkiye 2035 yılına kadar güneş ve rüzgar enerjisinin toplam kurulu gücünü 120 bin MW’a çıkarmayı hedefliyor. Bu amaç doğrultusunda her yıl 4 ila 5 bin MW’lık yeni güneş enerjisi kapasitesinin devreye alınması planlanıyor. Toplamda rüzgar ve güneş için bu rakam 8 GW. 6,5 GW’lık rekor kurulum ise hedefin altında kalındığına işaret ediyor. 

Güneş enerjisindeki bu büyüme halen yetersiz ve alınacak yol var. Çünkü üçte ikisi ithal kaynaklara dayanan kömürden elektrik üretimi %34’lük payla birincil kaynak olmayı sürdürüyor. Bununla birlikte, 2026’dan itibaren yerli kömür santrallerine uygulanacak, piyasa fiyatından yüksek alım garantileri, kömürde yeni bir tarihi rekorun önünü de açabilir. 

Tüm bu rakamlar aslında bize tek bir şey söylüyor. Güneş gibi temiz, yerli ve sonsuz bir enerji kaynağı daha fazla kullanılırsa ve hatta elektriğin tamamı yenilenebilir enerjiden üretilirse hem milyarlarca dolar tasarruf sağlanmış olur, hem de emisyona neden olmayan bu kaynaklar ile iklim değişikliği durdurulabilir. Ancak bunun için önce fosil yakıtlardan çıkış politikası belirlenmeli. COP31 ise bunun için Türkiye’ye büyük bir fırsat sunuyor…

Paylaş:

İlginizi Çekebilir

Bu sayaç Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın tarafından aylık olarak yayımlanan enerji ithalat maliyeti verilerine dayanarak hazırlandı. Burada paylaşılan maliyetin çok büyük bir bölümü kömür, gaz ve petrol ithalatından kaynaklanmaktadır. TCMB verileri yaklaşık 2 ay geriden paylaşıldığı için son 2 aylık veriler geçmiş profilden yararlanarak tahmin edilmiştir. TCMB yeni verileri açıklandıkça sayaç güncellenecektir.