Enerji Bağımsızlığının Yolu Temiz Enerjiden Geçiyor

İklim değişikliğinin etkileri tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de yoğun bir şekilde yaşanıyor. Bunun en büyük sorumlusu ise kömür, petrol ve gaz gibi fosil yakıtlar. Fosil yakıtların enerji üretmek için kullanılması ve buradan kaynaklanan emisyonlar iklim değişikliğine neden olurken, Türkiye’nin enerji bağımsızlığını sağlamasının önündeki en büyük engeli oluşturuyor. 

Türkiye, enerjide ithalata bağımlı hale gelmiş durumda. Veriler, Türkiye’nin, son 10 yılda net enerji ithalatına yılda ortalama 42 milyar dolar ödediğini ortaya koyuyor. Kriz durumunda ise bu rakam daha da artıyor. Örneğin 2022’de Rusya-Ukrayna savaşıyla bu rakam 80 milyar doların üzerine çıktı. Yanı sıra ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaşın etkisiyle artan fosil yakıt fiyatlarının Türkiye’nin enerji faturasını 14 milyar dolardan fazla artırması bekleniyor. Burada aslan payını 8 milyar dolar ile petrolün alması beklenirken, 6 milyar dolardan fazlasının ise gaz ithalatından kaynaklanacağı öngörülüyor. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de son 23 yılda enerji ithalatının 1,1 trilyon dolara ulaştığını duyurdu. Bakan Şimşek’in de belirttiği gibi temiz enerji dönüşümü Türkiye için artık ekonomik olarak da bir zorunluluk. 

Her yıl ortalama 42 milyar doları enerji ithalatı için harcarken, bu rakamın günümüzde daha da arttığını görüyoruz. Örneğin 2023’te Türkiye’nin enerji ürünleri ithalatı 2022’ye kıyasla yüzde 28 azalarak 69,1 milyar dolar olarak gerçekleşti. Bu rakamlar benzer seviyelerde kaldıkça Türkiye’nin enerji bağımsızlığı hedefine ulaşması neredeyse imkansız.

Türkiye’nin enerjide bağımsız bir ülke olmasını engelleyen fosil yakıtlar yerine tercih edebileceği güneş ve rüzgar gibi temiz ve yerli enerji kaynakları milyarlarca doların ülke içerisinde kalmasını sağlayabilir. Örneğin Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmeye başlamasıyla birlikte gaz gibi fosil yakıtların fiyatları rekor üzerine rekor kırdı. Ancak Türkiye’nin Mayıs 2021-Nisan 2022 dönemindeki rüzgar ve güneş enerjisi üretimi, yedi milyar dolarlık fosil yakıt ithalatını önleyerek Türkiye’nin ithalat faturasını düşürmesine yardımcı oldu. 

Daha Az Maliyetli Temiz Enerji ile Ülke Ekonomisi de Kalkınabilir

Ülkemizin enerji bağımsızlığını sağlamasının en garanti yolu olarak güneş ve rüzgar enerjisine yapılacak yatırımlar öne çıkıyor. Elektrik üretiminde dışa bağımlılığı yarıya indirmek için 2030 yılına kadar 40 GW’lık güneş enerjisi, 30 GW’lık ise rüzgar enerjisi kapasitesine ihtiyaç var. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın, 21 Ekim 2024’te açıkladığı Enerji Dönüşümü-Yenilenebilir Enerji 2035 sunumu iddialı hedeflere sahip. Güneş ve rüzgar enerjisi kurulu gücünün 2035’te 120 GW’a yükselmesi planlanıyor. Türkiye’nin halihazırdaki toplam güneş enerji kurulu gücü Haziran 2026 sonu itibarıyla 27.242 MW iken, rüzgar enerjisi kurulu gücü ise 15.122  MW seviyesinde. 

Bu kapasitelere ulaşmak maliyet bakımından da oldukça avantajlı. Temiz enerji kaynakları en düşük maliyetli enerji kaynakları olarak öne çıkıyor. Veriler de bunu destekliyor. 2025’te toplam kapasite artışında yenilenebilir enerji kaynaklarının payı %85,7 oldu ve bahsi geçen yılda 693 GW’lık yeni kapasite ile rekor kırıldı. Bu projeler, fosil yakıtlara kıyasla daha düşük maliyetlerle elektrik üretiyor. Özellikle güneş ve rüzgar enerjisi, düşen maliyetleri ve gelişen teknolojileriyle dikkat çekiyor. Güneş enerjisinin üretim maliyeti 2024 seviyesini koruyarak megavatsaat başına 44 dolar olarak gerçekleşirken, rüzgar enerjisinde maliyetler düşmeye devam etti. Kara tipi rüzgar enerjisinin maliyeti %4 azalarak megavatsaat başına 33 dolar, deniz üstü rüzgar enerjisinin maliyeti ise %3 düşerek megavatsaat başına 78 dolara geriledi. İtalya, Almanya ve Japonya gibi gaz fiyatlarının yüksek olduğu pazarlarda ise elektrik üretim maliyetleri megavatsaat başına 100 dolara yaklaştı. Ayrıca, Orta Doğu’daki krize ilişkin süregelen belirsizliklerin gaz fiyatlarını yüksek seviyelerde tutması bekleniyor. Toplamda, kurulu yenilenebilir enerji kapasitesi 2025’te yaklaşık 480 milyar dolar tutarında fosil yakıt maliyetinin önüne geçmiş oldu. Ayrıca temiz enerji teknolojilerine yapılan yatırımlar ile bu teknolojilerin yaygınlaşması enerjiyi daha ucuz hale getiriyor. Bu, faturaların ucuzlaması anlamına geliyor. 

Fosil yakıtlar yerine yerli enerji kaynakları olan güneş ve rüzgar enerjisini tercih etmek enerji bağımsızlığı ile beraber ekonomik olarak önemli kazanımlar da sağlıyor. Türkiye’de enerji dönüşümünün yıllık ortalama maliyetinin 26 milyar dolar olacağı, buna karşın yıllık ortalama faydasının 51,4 milyar dolar olarak hesaplandığı belirtiliyor. Bu faydanın büyük kısmı, fosil yakıtlar kaynaklı hava kirliliğinin ve karbon emisyonlarının azaltılmasıyla sağlık ve çevre üzerindeki olumlu etkilerden kaynaklanıyor.

Kömür Enerji Bağımsızlığını Engelliyor

Ancak Türkiye’nin özellikle kömür tercihi enerji bağımsızlığı yolunda büyük bir engel olmaya devam ediyor. Türkiye’nin enerji ihtiyacının üçte ikisi ithal fosil yakıtla karşılanırken, kaynak bazında dışa bağımlılık kömürde %60 seviyesinde gerçekleşti.

Türkiye ancak güneş ve rüzgar gibi yerli ve temiz enerji kaynaklarıyla krizlere dayanaklı bir hale gelebilir, enerji bağımsızlığını sağlayabilir. Bu alandaki güçlü ve benzersiz potansiyelini kullanarak yenilenebilir enerji alanına yapılacak yatırımlar ile geleceğe daha kuvvetli bir şekilde hazırlanabilir. Kısacası, enerji bağımsızlığının yolu yerli ve temiz enerjiden geçiyor.

Paylaş:

İlginizi Çekebilir

Bu sayaç Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın tarafından aylık olarak yayımlanan enerji ithalat maliyeti verilerine dayanarak hazırlandı. Burada paylaşılan maliyetin çok büyük bir bölümü kömür, gaz ve petrol ithalatından kaynaklanmaktadır. TCMB verileri yaklaşık 2 ay geriden paylaşıldığı için son 2 aylık veriler geçmiş profilden yararlanarak tahmin edilmiştir. TCMB yeni verileri açıklandıkça sayaç güncellenecektir.