Yenilenebilir Enerji Kaynakları Türkiye’de Binlerce İş Yaratabilir!

Türkiye’nin son yıllarda karşı karşıya olduğu ekonomik kriz derinden hissediliyor. Enflasyonun artmasıyla beraber alım gücü her geçen gün düşerken, işsizlik oranları da yüksek seviyelerde seyrediyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Nisan 2026 verisine göre 2 milyon 868 bin kişi şu anda işsiz. Ancak önümüzde ekonomimizi güçlendirmek ve daha fazla istihdam yaratmak adına yapacağımız yeni yatırımları fosil yakıtlar yerine yenilenebilir enerji kaynaklarına yapmak gibi önemli bir fırsat var. 

Enerji ihtiyaçlarımızın karşılanması için fosil yakıtlar yerine rüzgar ve güneş enerjisine yatırım yapmak bir seçenekten ziyade bir zorunluluk olarak ortada duruyor. Ancak bu şekilde sıcaklık artışını sanayi öncesi döneme göre 1,5 derecede sınırlamak ve böylece iklim değişikliğinin en kötü etkilerinden kaçınmak mümkün olabilir. Enerji dönüşümüne, yani fosil yakıtlardan yenilenebilir enerjiye geçişe dair çabalar ve hedefler, uluslararası iklim müzakerelerinin anlaşmalarına da dahil oluyor. 2023’te Birleşik Arap Emirlikleri’nde düzenlenen Birleşmiş Milletler (BM) 28. Taraflar Konferansı’nda (COP28), aralarında Türkiye’nin de bulunduğu yaklaşık 200 ülke fosil yakıtlardan uzaklaşma kararı alırken, 130’dan fazla ülke ise yenilenebilir enerji kapasitesini 2030’a kadar 3 katına çıkarmayı kabul etti. Türkiye ise bu hedefin de üzerine çıkarak kömür, gaz ve petrol gibi fosil yakıtların aksine, yerli, milli ve temiz enerji kaynakları olan güneş ve rüzgar kapasitesini 2035’e kadar 4 katına çıkararak 120 GW’a artırmayı hedefliyor. Yanı sıra Türkiye’nin 9-20 Kasım tarihleri arasında ev sahipliği ve başkanlığını üstlendiği COP31’de fosil yakıtlardan uzaklaşmaya dair yol haritasının oluşturulması talebi de zirvenin en önemli başlıklarından birini oluşturacak. 

Yenilenebilir Enerji Sektöründe İstihdam Her Geçen Yıl Artıyor

Yenilenebilir enerji sektörü ekipman imalatından bakıma, kurulumdan elektrik üretimine kadarki tüm süreçte farklı alanlarda istihdam yaratıyor. En son veriler, yenilenebilir enerji sektörünün toplam çalışan sayısını 16,6 milyona çıkardığını işaret ediyor. Sektörel olarak bakıldığında, en fazla istihdamı 7,3 milyon çalışan ile güneş enerjisinin sağladığını görüyoruz. Rüzgar enerjisi ise 1,9 milyon kişiyi istihdam ederek dikkat çekici bir artış gösteriyor. 

Rakamların önümüzdeki dönemde, bu alandaki yatırımların artmasıyla beraber yükseleceği öngörülüyor. Örneğin sadece küresel rüzgar enerjisi sektörünün, 2027 yılına kadar beklenen küresel rüzgar projelerini inşa etmek, kurmak, işletmek ve bakımını yapmak için ihtiyaç duyduğu rüzgar teknisyeni sayısının yaklaşık 600 bin olduğu hesaplanıyor. Bu kişilerin neredeyse yarısının (%43) ise ilk defa bu iş kolunda çalışması bekleniyor. Kısacası, tüm dünyada yenilenebilir enerji sektöründe çalışacak insan ihtiyacı her geçen gün artıyor. Peki Türkiye’de durum nasıl? Yenilenebilir enerji ekonomimizi ve istihdamı nasıl etkileyebilir? Şimdi bu soruların yanıtlarını arayalım…

Fosil Yakıtlar Türkiye’nin Ekonomik Potansiyelinin Önünü Kapatıyor

Türkiye’de temiz enerji kapasitesinin artmasıyla beraber iklim değişikliği ile daha güçlü mücadele etme şansına sahip olurken, aynı zamanda ekonomimizi de güçlendiriyoruz. Başka birçok sektörle de iç içe çalışan yenilenebilir enerji sektörü sayesinde, Türkiye’de 670 bini doğrudan, 270 bini dolaylı olmak üzere yaklaşık 900 bin kişinin istihdam edildiği düşünülüyor. Bu rakamların artması da pekâlâ mümkün. Burada önemli olan tercihler. Türkiye her yıl yurt dışına milyonlarca dolar harcayarak satın aldığı fosil yakıtlara bel bağlamak yerine yenilenebilir enerjiye yatırım yaparak 2030 yılına kadar GSYH’sini yılda 8 milyar dolar daha artırabilecek, 300 bini aşkın yeni iş yaratabilecek, emisyonlarını 2019 düzeyine göre %8 azaltabilecek. Enerji ihtiyacının karşılanması için rüzgar ve güneş enerjisine yatırım yapılması, yalnızca çevre için yarar sağlamakla kalmayacak, aynı zamanda büyüme, istihdam yaratma ve ticaret dengesi bakımından güçlü ekonomik kazançlar getirecek. 

Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda yol almasının ekonomi için bir maliyet getireceğini de kabul etmeliyiz. Ancak getireceği maliyetin çok daha fazlasını da kazandıracağını vurgulamalıyız. Şöyle ki 2055 yılına kadar olan süreçte enerji dönüşümün, net sıfır hedefi yolunda gidilirse, yıllık ortalama ek maliyeti 26 milyar dolar olurken yıllık ortalama ek faydasının ise 51,4 milyar dolar olacağı tahmin ediliyor. 

Kimseyi Geride Bırakmadan Fosil Yakıtları Terk Edebiliriz

Tüm bu süreçten en çok etkilenecek grupların ise başta kömür olmak üzere, fosil yakıt sektörü olacağı ise bir başka gerçek. Ancak örneğin kömürü terk etmek korkulduğu gibi istihdamda büyük bir etki yaratmayacak. Nasıl mı? Rakamlar bunun da cevabını veriyor. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verilerine göre Türkiye’de 35 bin kadar kişi kömür ve linyit madenciliği sektöründe, 8-10 bin kişi kömürlü termik santrallerde kayıtlı olarak istihdam ediliyor. TÜİK Hanehalkı İşgücü Anketi verilerine göre sektördeki kayıtlı ve kayıt dışı istihdam, toplam istihdamın binde 2’sinden daha az. Kömür ve linyit madenciliğinin katma değerinin ise GSYH içindeki payı yıllar içinde azalarak %0,08’e kadar düştü. Türkiye’nin kömür şehri Zonguldak’ta bile istihdamın ancak %4 ila %6’sını kömür madenciliği sektörü oluşturuyor. 

Fosil yakıtları terk etmek o sektörlerde çalışan insanların da kaderine terk edileceği anlamına gelmiyor. Bunun önüne geçmek için yapılacaklar da oldukça açık. Kömüre verilen teşviklerin iklim hedefleriyle uyumlu yeşil sektörlere kaydırılması ile Türkiye’nin 2053 net sıfır hedefi desteklenebilir ve yeni iş olanakları yaratılabilir. Çalışanların profili çıkartılarak mesleki beceri için eğitim, yönlendirme, erken emeklilik, sosyal yardım programları hazırlanabilir. Örneğin %66’sı 25-44 yaş arası olan madencilerin eğitim seviyesi diğer sektörlerden düşük değil. Bu, madencilerin başka sektörlerde istihdam edilmelerinin mümkün olduğu anlamına geliyor. Tüm bunların yanı sıra herkesin dahil olduğu adil dönüşüm mekanizması kurularak dünyadaki iyi örnekler ışığında uzun dönemli planlama yapılabilir.

2053 net sıfır yolunda kirli, pahalı ve çoğunluğu ithal fosil yakıtlar yerine güneş ve rüzgar gibi yerli ve temiz enerji kaynaklarına geçiş Türkiye’nin ekonomisini güçlendirebilir ve daha çok insanımızı iş sahibi yapabilir. 

Paylaş:

İlginizi Çekebilir

Bu sayaç Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın tarafından aylık olarak yayımlanan enerji ithalat maliyeti verilerine dayanarak hazırlandı. Burada paylaşılan maliyetin çok büyük bir bölümü kömür, gaz ve petrol ithalatından kaynaklanmaktadır. TCMB verileri yaklaşık 2 ay geriden paylaşıldığı için son 2 aylık veriler geçmiş profilden yararlanarak tahmin edilmiştir. TCMB yeni verileri açıklandıkça sayaç güncellenecektir.