Türkiye’nin iklim diplomasisi alanındaki görünürlüğünü ve uluslararası müzakerelerdeki etkinliğini artırması açısından stratejik bir öneme sahip olan zirveye 200’e yakın ülke katılacak.
Zirveye Türkiye adına Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum Başkanlık yapacak. Bir “uygulama COP”u olması hedeflenen zirvede COP31’in önemli bir görevi var: Ülkelerin iklim eylemine dair verdikleri taahhütleri, uygulamaya koymalarını sağlamak.
2022’de Mısır’da düzenlenen COP27’de ülkeler iklim değişikliğinin mevcut etkilerinin neden olduğu zararı karşılamak adına kayıp ve zarar fonunun kurulmasını kabul etti. Dubai’de gerçekleşen bir sonraki COP’ta ise fosil yakıtlardan uzaklaşma kararı alındı. Bakü’deki COP29’da gelişmiş ülkelerin gelişmekte olan ülkelere her yıl aktarması gereken yıllık iklim finansmanı 300 milyar dolara çıkarıldı. COP30’da küresel uyum hedefleri kabul edilirken, adil geçiş unsurlarını barındıran Belem Eylem Mekanizması (BAM) kuruldu. Yanı sıra uyum finansmanın 2035’e kadar üç katına çıkarılması konusunda anlaşmaya varıldı.
COP31’de bahsi geçen önemli kararların uygulanması teşvik edilecek, hem de örneğin fosil yakıtlardan uzaklaşma yol haritası gibi üzerinde anlaşmaya varılamayan başlıkların çözümü için çaba gösterilecek. Yine BAM gibi kabul edilen, ancak nasıl işleyeceğine karar verilmeyen mekanizmalara yönelik çalışmalar da yürütülecek. Bir önceki zirvede kurulan ve uygulama açığını kapatmayı hedefleyen Global Implementation Accelerator (Küresel Uygulama Hızlandırıcısı) gibi bir mekanizma ise Türkiye’nin uygulama COP’u hedefine ulaşmasına yardımcı olacak. 1.5 derece sınırına iyiden iyiye yaklaştığımız bu dönemde zorlu müzakerelere sahne olacak zirveden çıkacak sonuçlar dünyanın geleceğini şekillendirecek.